Oyuncak müzesi çocuklara eğlenceli, yetişkinlere nostaljik anlar yaşatıyor

İstanbul Oyuncak Müzesi’nin kurucusu şair Sunay Akın’ın konsept danışmanlığını yaptığı, Samsun’un Canik ilçesinde kurulan müzede “geleneksel”, “fabrikasyon”, “yabancı”, “antik” ve “yerli” kategorilerinde 1000 civarında oyuncak bulunuyor.

Tarihi, oyuncaklar aracılığıyla anlatmaya çalışan ve en eski oyuncağın 18’inci yüzyıla ait olduğu müzede, Ford’un 1920‘de ürettiği ilk oyuncak arabanın yanı sıra 1903’te Almanya’da üretilen ilk oyuncak ayı gibi birçok farklı ve kıymetli eser sergileniyor

Müze sorumlusu Gülay Uslu, 2018’de açıldığını 2019 yılında müzede karekod uygulamasına başlandığını belirtti.

Müzeyi gezen ziyaretçilerin cep telefonlarından karekodları okutarak oyuncakların hikayesini Sunay Akın’ın sesinden dinleyebileceklerini söyleyen Uslu, “Yaklaşık bine yakın tarihi oyuncak sergilenmekte. Bu oyuncaklar arasında en eskisi 18. yüzyılın sonlarında yapılan oyuncaklardır. Bunun dışında 19’uncu ve 20’nci yüzyıldan önemli oyuncakları da ziyaretçilerimiz görebilir” ifadelerini kullandı.

MÜZEYİ ZİYARET EDENLERDEN ÜCRET ALINMIYOR

Müzenin, Sunay Akın’ın koleksiyonundan, 25 farklı ülke müzayedelerinden, açık artırma ve antikacılardan satın alma yoluyla edinilmiş oyuncaklardan oluştuğunu dile getiren Uslu, müzenin ücretsiz olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Salgın nedeniyle uzun bir süre müzemiz kapalı kaldı. 2021 yılı Ağustos ayından itibaren 7 bin 500’e yakın ziyaretçimizi ağırlamış bulunmaktayız. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve diğer özel günlerde olduğu gibi aileler ve çocuklarımız birlikte müzemizi ziyaret edebilirler.”

Ailesiyle Ordu’dan gelen üç çocuk babası Oğuzhan Öztürk, oyuncak müzesinin tabelasını gördüklerini ve plansız bir şekilde müzeyi ailesiyle gezmek için geldiklerini söyledi.

Öztürk, müzenin kendilerini heyecanlandırdığını belirterek, şunları belirtti:

“İyi ki de gelmişiz açıkçası çok ilgimi çekti. Çocuklardan çok benim dikkatimi çekti. Çocukluğumda oynadığım oyuncakları görmek hakikaten benim için çok nostaljik oldu. Müzeyi hazırlayanlar da çok güzel hazırlamışlar. Seslendirmeler çok güzel, tanıtıcı ve öğretici, oyuncak hakkında. Biraz da oyuncağın felsefesi olduğunu bazen bir propaganda aracı gibi kullanıldığını görmüş oldum. Gerçekten çok ilgimi çekti, bir farkındalık oluşturdu oyuncağın böyle bir araç için de kullanılabileceğiyle ilgili. Emeği geçenlerden Allah razı olsun.

“BU KADAR İLGİMİ ÇEKECEĞİNİ DÜŞÜNMEMİŞTİM”

Daha önce hiç oyuncak müzesine gelmediğini dile getiren Öztürk, “Eşim İstanbul’da olduğunu söylemişti ama Türkiye’nin en büyük oyuncak müzesiymiş burası, oyuncak sayısı ve niteliği anlamında. 1920’li yıllarda 1850’li yıllarda hazırlanan oyuncakları gördüğümüz zaman insan tabii geçmişe gidiyor. Ona dokunan eller, onlarla oynayan çocukları düşünmek insanı etkiliyor. Bu kadar ilgimi çekeceğini düşünmemiştim” diye konuştu.

Altıncı sınıf öğrencisi Duru Öztürk ise müzeyi çok beğendiğini söyledi.

Duru Öztürk, “Anlatım ve seslendirmeler çok güzel. Oyuncakların eskiden kalma olduğunu görmek, öğrenmek garip geliyor, garip bir duygu. Herkesin gelip görmesi gerekiyor” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.