Mafyanın en korkulan ‘babalarından’ biriydi! Whitey Bulger’ın film gibi hayatı yıllar sonra yeniden gündemde

Şeytani kariyerinin zirvesinde olduğu yıllarda ABD’nin Boston eyaletinin en korkulan adamlarından biriydi. Ara sıra yanlış kişiyi öldürmek gibi küçük(!) hatalar yaptığı olsa da kulaktan kulağa hep aynı söylenti fısıldanıyordu: “James Bulger’a kimse dokunamaz.”

70’lerde ve 80’lerde kendisini diğer mafya patronlarına karşı muhbir olarak kullanan yolsuzluğa bulaşmış FBI ajanlarının da desteğiyle Boston’ın yeraltı dünyasında terör estiren “Whitey” lakaplı Bulger’ı dünyanın geri kalanı 1994 yılında ortadan kaybolduktan sonra tanıdı.

FBI’la olan bağlantıları dahil en karanlık sırları gazete makaleleri, kitaplar, filmler hatta Kongre oturumları sayesinde bir bir ortaya döküldükçe, Amerikalıların Bulger’a duydukları ilgi ve merak da arttı. Bulger zamanla John Dillinger, Al Capone, John Gotti gibi ünlü gangsterler arasında sayılır hale geldi.

Bir dönem “FBI’ın En Çok Aranan 10 Kişi” listesinin zirvesini Usame bin Ladin’le paylaşan Bulger, 16 yıldan fazla süre boyunca kaçıp saklansa da nihayet 2011 yılında California’nın Santa Monica şehrinde yakayı ele verdi.

Bulger, 2013’te Boston’da yargılandı ve 11 cinayet suçlaması karşılığında 2 ömür boyu hapis, 31 şantaj ve tehdit suçlaması karşılığında da 5 yıl hapis cezası alarak Florida’da bulunan Coleman II Cezaevi’ne gönderildi.

Ne var ki bunun bir zamanların en korkutucu gangsterlerinden biri olan Bulger’ın filmlere konu olmuş hikayesinin son sayfası olduğunu zannedenler çok yanılıyordu.

O kısma birazdan geleceğiz ama öncelikle Whitey Bulger’ı biraz daha yakından tanıyalım…

Tam adı James Joseph Bulger Jr. olan ve açık sarı saçları nedeniyle “Whitey” (beyaz) lakabını alan Bulger, 3 Eylül 1929’da Massachusetts’in Dorchester şehrinde dünyaya geldi. İrlanda asıllı işçi sınıfı bir ailenin altı çocuğundan biriydi. Babası fabrikada geçirdiği bir kaza sonucu bir kolunu kaybetmişti.

South Boston ya da Southie adı verilen ve 30 bin kişinin yaşadığı toplu konutlarda büyüyen Bulger, çocukluğundan itibaren sokakları okula tercih etmişti.

Gençken bile sorun çıkarmayı çok seven Bulger, ilk olarak “Young Shamrocks” isimli bir çeteye katıldı. Bu çeteyle araba çalan ve yankesicilik yapan Bulger, ıslah olması için bir yatılı okula gönderildi. 20 yaşında Hava Kuvvetleri’ne katıldı ama kimseye haber vermeden ortadan kaybolduğu için ordudan atıldı.

1950’lerin ortalarında Massachusetts, Rhode Island ve Indiana eyaletlerinde karıştığı banka soygunları nedeniyle yargılandı ve 20 yıl hapis cezası alarak San Francisco’daki ünlü Alcatraz Cezaevi’ne gönderildi. Ancak siyasi bağlantılarının etkisiyle 1962 yılında başka bir cezaevine transfer edildi, ardından 1965’te kefaletle serbest bırakıldı. Hapiste kaldığı süre sadece 9 yıldı.

Alcatraz’a doyamamış olacak ki kaçak olduğu 90’lı yıllarda sevgilisi Theresa Stanley ile birlikte hapishaneye turist gibi girip turladığı ortaya çıktı.

Hapisten çıktıktan sonra Southie’ye dönen Bulger, İrlanda mafyası için tetikçiliğe başladı. 1979 yılında o ve Stephen Flemmi isimli tetikçi, ünlü Winter Hill Çetesi’nin kontrolünü ele geçirdi ve suç aleminde Whitey dönemi resmen başladı.

Winter Hill’in en büyük rakibi, şehrin North End diye bilinen kısmını kontrol altında tutan İtalyan Angiulo Kardeşler’di.

Winter Hill Çetesi’nin başına geçtikleri yıllarda hem Bulger hem de Flemmi 4-5 yıldır FBI için çalışır haldeydi. Bu iş birliğinin başlangıç tarihi net olmasa da hedef İtalyan asıllı Amerikalıların kurduğu suç örgütleriydi. Whitey’nin ispiyonculuk faaliyetleri önce Anguilo’ları hedef aldı ardından New England çevresindeki yeraltı dünyasının lideri sayılan Patriarca ailesine kaydı. Bulger’ın FBI’daki kontağı aynı zamanda Southie’den çocukluk arkadaşı olan FBI ajanı John Connolly’di. Bu sayede İtalyan mafyasının sonu geldi ama bedeli ağır oldu. 1998 yılında Massachusetts Baş Yargıcı Mark Wolf, FBI’ın cinayetler ve başka ağır suçlar işleyen muhbirleri polisten bile korumasının suç olduğuna karar verdi. Flemmi ve Connolly’e uzun hapis cezaları verildi. Dava sürecinde savcılık Connolly’nin Bulger’dan 250 bin dolardan fazla rüşvet aldığını ve Bulger’a yakın siyasetçiler tarafından korunduğunu ortaya koydu.

BULGER EFSANESİ KULAKTAN KULAĞA YAYILIYORDU

Bulger, bölgenin folklorunda korkuyla karışık saygı duyulan bir halk kahramanı olarak kabul ediliyordu. Kendisi gibi pek de varlıklı olmayan ailelerden gelen çocuklar, çok küçük yaştan itibaren onun korkunç hikayelerini dinleyerek büyüyordu: “Whitey düşmanlarını iki kaşlarının ortasından vuruyormuş… Rakiplerinin kalplerine buz kıracakları saplıyormuş… Kendisine ihanet eden kadınları boğarak öldürüyor, kurbanlarını tanınmasınlar diye dişlerini çektikten sonra gizli mezarlıklara gömüyormuş…”

Diğer yandan, tam bir Robin Hood muamelesi görüyordu. Şükran Günü’nde fakir ailelere hindi dağıttığı, kendisinden olanları polise ve dışarıya karşı var gücüyle savunduğu anlatılıyordu.

Üstelik Bulger ailesinin dikkat çeken tek üyesi o değildi. Erkek kardeşi William M. “Billy” Bulger da Massachusetts eyaletinin önde gelen siyasetçilerinden biriydi. Bulger kardeşler birbirlerine hem çok benziyorlardı hem de çok farklılardı. Acımasızlıkları ve birbirlerine duydukları sadakat ortak noktalarıydı. Güce ulaşmak için çıktıkları merdivenler ise bambaşkaydı.

Billy Bulger, klasik edebiyat eğitimi almış bilge bir avukattı. 35 yıl boyunca eyalet senatosunda görev yapmış ve 18 yıl boyunca başkanlık koltuğunda oturmuştu. Aynı zamanda Massachusetts Üniversitesi’nde rektörlük de yapmıştı ve başında olduğu kurumları demir yumrukla yönetmesiyle tanınıyordu. Bir siyasi rakibi, “Whitey’nin silahla yaptığını Billy tokmağıyla yapıyor” diye özetlemişti kardeşlerin benzerliğini.

Billy Bulger, 2012’de Massachusetts Üniversitesi rektörü olduğu dönemde

Whitey ise sokakları aynı şekilde yönetiyordu. Kumar, tefecilik, şantaj ve uyuşturucu dendi mi akla o geliyordu. Ne var ki ağabeyi, yıllar boyunca kardeşinin işlediği suçlara ve nerede olduğuna dair bilgi sahibi olduğunu her zaman reddetmişti. Bununla birlikte “Bilsem de kardeşimi polise teslim etmem” demekten de geri durmamıştı. Üstelik kaçak olduğu dönemde kardeşiyle telefonla konuştuğu ortaya çıkınca 2003 yılında istifa etmek zorunda kalmıştı.

Dahası banka soygunları nedeniyle verilen hapis cezasının yarısını bile yatmadan serbest bırakılan Whitey, bunu kardeşine ve bir başka Southie kökenli siyasetçi olan John W. McCormack’e borçluydu. 21 dönem boyunca Demokrat Parti’den Kongre üyesi seçilen McCormack, 1960’ların önemli bir kısmını Temsilciler Meclisi başkanı olarak geçirmişti. Üstelik daha sonra yaptığı açıklamalarda, seçmeni olan Bulger’ın çıkarlarını koruduğunu da açık bir dille ifade etmişti.

EN BÜYÜK KURALLARINDAN BİRİNİ KENDİ İHLÂL ETTİ

Whitey’nin kuralları belliydi: Asla çocuklara ve mahalle sakinlerine uyuşturucu satmamak, sadece İrlanda kökenlilere güvenmek, bir dosta ya da ortağa asla yalan söylememek ve asla yetkililere “ötmemek”.

Whitey bu kurallarıyla, Martin Scorsese’ye 2007 yılında En İyi Yönetmen Oscar’ını getiren The Departed (Köstebek) filminde Jack Nicholson’ın canlandırdığı mafya patronu Frank Costello’ya da ilham olmuştu.

Whitey bu kurallarıyla, Martin Scorsese’ye 2007 yılında En İyi Yönetmen Oscar’ını getiren The Departed (Köstebek) filminde Jack Nicholson’ın canlandırdığı mafya patronu Frank Costello’ya da ilham olmuştu.

Ancak Bulger’a dair tüm bu romantik fikirler 15 yıl boyunca “üst düzey FBI muhbiri” olarak çalıştığının ortaya çıkmasıyla yerle bir oldu. Gerçekte Bulger, diğer mafya patronlarını federallere ispiyonluyor, karşılığında da kendi işlediği suçlar görmezden geliniyordu.

“İrlandalı Baba”nın ajanlara verdiği rüşvetlerin yanı sıra işlediği 19 cinayetin gizlenmesini sağladığı, hakkında tanıklık edenlerin kimliklerini FBI’dan öğrenip bu kişileri öldürttüğü, kendi işlediği bir cinayeti masum bir adamın üzerine yıktığı ortaya çıktı.

Ülkenin bir numaralı suçla mücadele örgütünün Boston’ın en acımasız mafya patronuyla olan samimiyeti ortaya çıkınca bir skandal patlak verdi. Hatta bu sayede FBI’ın muhbirlerle olan ilişkilerini belirleyen kurallar bile değişti.

BİR ANDA SIRRA KADEM BASTI

Bulger, Aralık 1994’te tam da hakkında hazırlanmış bir iddianame hakkındaki gizlilik kararı kaldırılacakken bir anda ortadan kayboldu. Daha sonra FBI ajanı John Connolly tarafından uyarıldıktan sonra kaçmaya karar verdiği anlaşıldı.

Kısa süre sonra kız arkadaşı Catherine Greig de Bulger’a katıldı. Çiftin zaman zaman Avrupa ülkelerinde, Kanada’da, Meksika’da ve ABD’nin dört bir yanında görüldüğüne dair ihbarlar gelse de aramalardan bir sonuç elde edilemedi. 12 yıl boyunca FBI’ın en çok arananlar listesinde yer alan, Bin Ladin’in öldürülmesinden sonra listenin ilk sırasına yerleşen Bulger’ın başına 2 milyon dolarlık ödül kondu.

Yıllar boyunca Bulger’ın bir numaralı tetikçisi olarak görev yapan Kevin Weeks, 2006 tarihli anı kitabında, Whitey’nin 1993-1994 yıllarını kaçış hazırlığı yapmakla geçirdiğini anlatıyordu. ABD’nin çeşitli şehirlerinin yanı sıra Montreal, Londra, Dublin ve Venedik’te kasalar kiralayan Bulger, bu kasaları para, mücevher ve sahte kimlik belgeleriyle doldurmuştu.

Estetik ameliyatlarla görünüşlerini değiştiren Bulger ve Greig, 1996’da California’da küçük bir apartman dairesine yerleşti. Kendilerini Charlie ve Carol Gasko olarak tanıtıyor 1145 dolarlık kiralarını nakit ödüyorlardı.

Bulger, günü televizyon izleyerek, Greig ise yürüyüş yapıp güzellik salonunda bakım yaptırarak, ayda bir dişlerini temizleterek geçiriyordu. Ara sıra seyahatlere gitseler de çoğu zaman evde kalıyorlardı.

WHITEY’İ YAKALATAN ESKİ BİR GÜZELLİK KRALİÇESİ OLDU

Bulger’la olan ilişkilerin ortaya çıkmasının yarattığı öfke, FBI’ı 2011 yılında bir kamu spotu kampanyasıyla atağa geçmeye itti. Ulusal kanallarda gündüz kuşağını izleyen orta yaşlı kadınları hedef alan spotlar Bulger’dan ziyade Greig’e odaklıydı. Kadının güzellik salonu ve diş temizliği merakına vurgu yapılıyor, başına koyulan ödülün 100 bin dolara çıkarıldığı belirtiliyordu.

Bu kampanya işe yaradı, FBI’a çok sayıda ipucu geldi. İpuçlarından birinin kaynağı 1974’te İzlanda’da güzellik kraliçesi seçilen Anna Bjorsdottir’di. Bjorsdottir, FBI’ın paylaştığı bilgisayarda yaşlandırma tekniğiyle oluşturulmuş görüntülere dikkatli baktığında iki tanıdık yüz gördü: Komşuları Charlie ve Carol.

22 Haziran günü eve yapılan baskın Bjorsdottir’in tespitini doğruladı. Bulger ve Greig fazla direnmeden teslim oldu. Bulger, kendisine Whitey lakabını getiren saçlarını siyaha boyamıştı. Yaşlanmış ve göbek bağlamıştı. Ama yüz şekli, çenesi ve gözleri hiç değişmemişti.

Çiftin kaldığı apartman duvarlarına saklanmış 822 bin dolar para, sahte kimlik belgeleri ve çok sayıda tabanca ve tüfek bulundu.

1982’de Bulger tarafından öldürülen Michael Donohue’nun eşi Patricia, çiftin yakalanmasının ardından yaptığı açıklamada, “Bugünü rüyamda bile göremezdim” diyor ve ekliyordu: “Hem tatmin hem de umutsuzluk hissediyorum. Umutsuzluk çünkü birçok acı tazelendi. Tatmin çünkü yakalandılar.”

2 milyon dolarlık ödülü Bjorsdottir aldı. Bulger’ın adaletten kaçmasına yardım etme suçlamasıyla yargılanan Greig 2012’de varılan bir anlaşma kapsamında 8 yıl hapis ve 150 bin dolar para cezasına çarptırıldı.

Bugün 71 yaşında olan Greig’in cezası, Bulger’ın kaçmasına yardım eden diğer kişiler aleyhine ifade vermeyi reddetmesi nedeniyle 21 ay daha uzatıldı. Bu şekilde sevgilisine olan sadakatini bir kez daha göstermeyi başaran Greig, Temmuz 2020’de cezasını tamamlayarak serbest bırakıldı.

Whitey ve adamlarının 1980’lerde çekilmiş bir izleme fotoğrafı

ADAMLARI YAPTIKLARINI BİR BİR ANLATTI

Bulger’ın yargı süreci daha hareketli geçti. İki ay süren duruşmalar boyunca başta Kevin Weeks olmak üzere birçok adamı, bir zamanlar babaları gibi gördükleri Bulger’a karşı ifade verdi. Adamlar rakip mafya üyelerini ve muhbir olduğu tespit edilen kişileri nasıl öldürdüklerini bir bir anlatıyordu. Whitey’nin iki kadını çıplak elleriyle boğarak öldürdüğü, saatlerce işkence yaptığı bir adamı başını otomatik silahla tarayarak öldürdüğü kayıtlara geçti.

Kendisi şantaj ve haraç suçlamalarıyla yargılanıp hapse gönderilen Weeks, verdiği ifadede Whitey’nin İtalyan mafyasının kirli işlerini FBI’a ispiyonlamasının kabul edilebilir bir yanı olmadığını belirtip, yüzünde gizleyemediği bir tiksintiyle “Biz köstebekleri öldürüyorduk. Meğer en büyük köstebek benim yanı başımdaymış” diye konuşmuştu. Bu sözler mahkeme salonunda gerginliğe ve atışmalara neden olmuştu.

Weeks 2006’da kitabının yayımlanmasından sonra CBS kanalının “60 Minutes” programına verdiği röportajda da Whitey’i “kollarını sıvayıp kendi kirli işini kendi gören” bir mavi yakalı olarak nitelendirmiş ve “İnsanları bıçaklardı, beyzbol sopalarıyla döverdi. Silahla vurur, boğar, üstlerinden arabayla geçerdi” demişti.

Weeks 2006’da kitabının yayımlanmasından sonra CBS kanalının “60 Minutes” programına verdiği röportajda da Whitey’i “kollarını sıvayıp kendi kirli işini kendi gören” bir mavi yakalı olarak nitelendirmiş ve “İnsanları bıçaklardı, beyzbol sopalarıyla döverdi. Silahla vurur, boğar, üstlerinden arabayla geçerdi” demişti.

Bulger’ın avukatları FBI’daki kurumsallaşmış yolsuzlukları öne çıkaran bir savunma yaptı ancak müvekkillerinin masumiyetine dair çok fazla delil ortaya koymaları mümkün olmadı. Ağustos 2013’te jüri Bulger’ı hakkındaki 32 suçlamanın 31’inden suçlu buldu. Bunların 11’i cinayetti.

14 Kasım’da Federal Yargıç Denise Casper, Bulger’ı iki ömür boyu hapis artı beş yıla mahkûm etti. Casper ayrıca Bulger’ın kurbanlarının ailesine 19,5 milyon dolar tazminat ödemesine ve elindeki 25,2 milyon dolara devletin el koymasına karar verdi.

FLORIDA’DAN WEST VIRGINIA’YA NAKLEDİLDİ

Florida’da cezasını çekmekle ve tarih ödevleri için kendisine mektup yazan lise öğrencilerine pişmanlık dolu hayat dersleri vermekle meşgul olan Bulger hakkında 2018 yılında nakil kararı çıktı. İsimsiz kaynaklar kararın Bulger’ın sebebinin Florida’da kaldığı cezaevindeki bir çalışanı tehdit etmesi olduğunu öne sürdü. 30 Ekim 2018 günü West Virginia’nın Bruceton Mills şehrinde bulunan Hazelton Federal Ceza ve Tutukevine gönderilen Bulger, içeri adımını attıktan sonraki 12 saat içinde korkunç bir biçimde öldürüldü.

O günlerde ABD basınına açıklama yapan cezaevi yetkilileri 89 yaşındaki tekerlekli sandalye mahkûmu Bulger’ın, bir çorabın içine yerleştirilmiş bir asma kilitle tanınmayacak hale gelene kadar dövüldüğünü belirtiyordu. Bir yetkili neredeyse gözlerinin yuvalarından çıkarıldığını söylemişti.

Bulger’ın öldürülmesi o dönemde ABD’de önemli tartışmalara neden olmuştu. Florida’dan West Virginia’ya nakil kararının alınma sebebi, bu kadar tanınmış bir suçlunun neden ülkede şiddet olaylarının en yaygın olduğu hapishanelerden birine yerleştirildiği, Bulger’ı korumak için yeterli güvenlik önlemi alınıp alınmadığı gibi detaylar uzun süre gündemi meşgul etmişti.

Whitey Bulger’ın ilham olduğu sinema filmlerinden biri de Türkiye’de “Kara Düzen” adıyla yayınlanan 2015 tarihli “Black Mass”ti. Bu filmde Whitey’i son dönemin en tartışmalı aktörlerinden biri olan Johnny Depp canlandırıyordu. Billy Bulger rolünde de Benedict Cumberbatch yer alıyordu.

Whitey Bulger’ın ilham olduğu sinema filmlerinden biri de Türkiye’de “Kara Düzen” adıyla yayınlanan 2015 tarihli “Black Mass”ti. Bu filmde Whitey’i son dönemin en tartışmalı aktörlerinden biri olan Johnny Depp canlandırıyordu. Billy Bulger rolünde de Benedict Cumberbatch yer alıyordu.

Bulger geçtiğimiz günlerde, kendisini öldürmekle suçlanan üç kişinin yargı sürecinin başlamasıyla bir kez daha gündeme geldi. 55 yaşındaki Fotios Geas, 48 yaşındaki Paul J. DeCologero ve 36 yaşındaki Sean McKinnon hakkında, birinci derece cinayet planı kurmanın yanı sıra çeşitli suçlamalarla iddianame hazırlandı. Ülke basınında yer alan haberlerde Geas ve DeCologero’nun halihazırda federal cezaevinde olduğu, denetimli serbestlikle dışarıda olan McKinnon’ın ise Florida’da gözaltına alındığı bildirildi.

Mahkemede verilen ifadelere göre, Bulger 30 Ekim 2018 günü sabah 6’da hücre kapısı açıldıktan birkaç dakika sonra saldırıya uğradı. Savcılara göre, saldırganlar 5 dakika içinde ölen Bulger’ın gözlerini oymaya çalıştı. 

Bulger’ın nasıl öldüğü biliniyor ancak nedeni halen net değil. 2018 yılındaki haberlerde, Bulger’ı öldürenlerin zamanında ispiyonladığı diğer mafya patronlarıyla bağlantılı mahkûmlar olduğuna işaret ediliyordu.

Washington Post gazetesinin 2018 yılında ulaştığı mahkeme belgeleri, “Freddy” olarak tanınan Geas’ın iki ayrı cinayet nedeniyle ömür boyu hapis cezası çektiğini ve New York’un yeraltı dünyasının tanınmış ailelerinden Genovese’lerin Massachusetts’teki koluyla bağlantılı olduğunu gösteriyordu. Bulger’ın ölümündeki baş şüphelinin Geas olduğu açıklandıktan sonra kendisini tanıyan bir özel dedektif Boston Globe gazetesine “Freddy köstebeklerden nefret ederdi” demişti.

Gözaltına alınmasından sonra yayınlanan bir belgeselde Whitey, federal ajanlara rüşvet verdiğini doğruluyor ama muhbir olduğunu reddediyordu. Hakkında 700 sayfalık bir FBI dosyası olmasına karşın Bulger, yeraltı dünyasının ispiyonculuğu yasaklayan etik kurallarının kendisi için kutsal olduğunu, dosyanın federaller tarafından uydurulmuş yalanlarla dolu bir karalama kampanyası olduğunu söylemişti. Ancak mahkeme sırasında tanık sandalyesine oturmayı ve kendisini savunmayı reddetmiş ve yargıca “Bana ne yapmak isterseniz yapabilirsiniz” demişti.

Ancak saldırganların bu fırsatı elde etmesinin ardında basit bir bürokratik beceriksizlikten fazlasının yatıp yatmadığı yeniden tartışma konusu oldu.

Örneğin McKinnon’ın olaydan bir gün önce telefonda konuştuğu annesine cezaevindeki herkesin Bulger’ın oraya nakledileceği konusunda alarma geçirildiğini söylemiş olduğu ve annesi tarafından “O adamdan uzak dur lütfen” diye uyarıldığı ortaya çıktı. McKinnon ise annesine bunu yapamayacağını çünkü hücresini paylaştığı mahkûmun “New York ve Boston’da faaliyet gösteren bir mafya ailesinin üyesi olduğunu” söyledi.

ÖLDÜRÜLECEĞİ KESİN GİBİYDİ…

Peki ama Bulger neden düşmanlarının burnunun dibine yerleştirilmişti?

Bulger hakkında çok satan bir biyografi kaleme almış olan Boston Globe yazarı Kevin Cullen Guardian’a yaptığı açıklamada, “İş yine gelip kurumlardaki yozlaşmaya dayanıyor. Tıpkı Whitey’nin muhbir olarak kullanılması ve suç işleyebilsin diye korunması gibi. Ceza ve İnfaz Kurumları’nın Bulger’ı Geas ya da DeCologero gibi insanların çok yakınına yerleştirmesi hiç mantıklı değil” diye konuştu.

Cullen şöyle devam etti: “Organize suçlarla ya da mafyayla alakası olmuş herkesin Whitey’le bir derdi mutlaka vardır çünkü o bir köstebekti. Ama Boston bölgesindeki gangsterleri barındırmayan birçok cezaevi vardı. Adeta, ‘Whitey geliyor ve biz onu öldüreceğiz’ demek gibi bir şey oldu.”

Bulger’ın geçmişe muhbirler ve pedofiller gibi özel mahkûmlara ayrılmış bir bölümde kaldığını da hatırlatan Cullen, Florida’daki cezaevinin bu sorunlu mahkûmla uğraşmak istemediğinden nakil kararı aldırdığını belirtti.

Bulger ailesi, Whitey’nin ölümünden Ceza ve İnfaz Kurumu’nu sorumlu tutmuş ve kuruma dava açmıştı. Dava dilekçesinde Al Capone’dan sonraki en tanınmış mahkûmun “Istırap Dağı” diye bilinen cezaevine gönderilmesinin ölüme göndermek anlamına geldği belirtilmişti. Yargıç John Preston “risksiz bir ortam sağlamanın” kurumun sorumluluğu olmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.

Bulger’ın avukatı Hank Brennan ise “Cinayette kullanılan mekanizma gerçekten önemli değil. Önemli olan bunun olmasına izin veren kişilerden hesap sorulması dedi.

Diğer yandan Bulger’ın kurbanlarının aileleri Whitey’nin öldürülmesiyle ilgili olarak yargılama yapılmasının bile kabul edilemez olduğunu savunuyor. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.